10 Temmuz 2012 Salı

Nancy PICKARD-BAKİRE yorumum





Ben okuduğum bu kitaba kelimenin tam manasıyla bayıldım.

Aslını isterseniz kendi adıma finali tahmin etmiştim. Siz de okuyun mutlaka ve bakalım sizler de tahmin edebilecek misiniz ? Fakat kitabın güzelliği finalinden ziyade , okunası tüm sayfalarında yatıyor. Bir bir  okuyorsunuz ;çünkü son derece akıcı. Diyaloglar, olaylar, kurgusu gerilimi tam yansıtıyor. İsmine aldanmayın sakın ; Kitapta var olan şey erotizm filan değil, Bir cinayetin etrafında dönen bir tutam aşk ve ailevi dramlar ve sırlar....

Dedim ya adına bakıp hiç öyle açık saçık bir kitap sanmayın. Ama sizi uyarayım; elinizdeki kitabın kapağını görenler isminden dolayı çeşitli tepkiler verecekler bu kesin. Çünkü bizim hala tabularımız var ne yazık ki.

1987 yılında  yakın üç aile, yüzü tanınmaz halde bulunan  kızın cinayetini örtbas ediyorlar. Kız mezarlığa sahipsiz olarak gömülür . Kasaba halkı ise ona Bakire der ve zamanla  onu neredeyse bir kutsal hale  dönüştürürler; ondan sağlık ve mutluluk dilerler. Aradan 17 yıl geçtikten sonra  doktorun kızı Abby ,şerifin oğlu Rex ve  yargıcın oğlu Mitch  yani cinayeti örtbas eden üç ailenin dost olan  üç çocuğu -ailelerin sakladığı sırrın kurbanları üç çocuk – bir şekilde eski defterleri tekrar açar. Ve cinayet acaba çözülebilecek mi ?

Hiç yorum yok: